Dolar, son zamanlarda en çok duyduğunuz kelime olsa gerek.

Peki nedir bu dolar ? Neden yükseliyor ve neden düşüyor ?

Dolar, Amerika Merkez Bankası yani FED tarafından basılmaktadır. Uluslararası para birimi olması sebebiyle, tüm Dünya’da ne kadar dolar olması gerektiğinin tüm kararı, FED tarafından belirlenmektedir.


Bütün ülkelerin Merkez Bankalarının öncelikli amacı belirlenen hedefler doğrultusunda para politikasını başarı ile sürdürmektir.

FED, ABD ekonomisinde görülen olumsuz bir durum oluştuğu zaman, ekonomiyi canlandırmak, istihdamı arttırmak ve büyüme sağlamak için piyasaya dolar verir.

Burada önemli olan nokta, piyasa tarafından talep edilen bu para arzının, nerede kullanılacağıdır. Arz edilen bu paranın, yatırıma yönlendirilmesi en önemli amaçtır. Bu durumu kolaylaştırmak için ise faizleri düşürerek bahsi geçen paranın yatırıma yönlendirilmesini sağlar.


Yıllardır gelişmekte olan ülkelere sıcak para akışı bu sayede gerçekleşmiştir. Böylelikle FED tarafından basılan bu dolarlar gelişmekte olan ülkelerin kendilerine pay edinmeleri için aslında büyük bir fırsat olmuştur.

Ülkemizde, faizlerin yüksek olması sebebiyle, Fed tarafından basılan bu paralardan bugüne kadar çok faydasını gördü. Bu sayede hem iç piyasamız canlandı hem de ekonomik büyümemiz ivme kazandı.

Peki şimdi ne değişti ?

Fed’in eski başkanı, Bernanke tarafından 2013 yılı Haziran ayında bir açıklama yapıldı. Bu açıklamaya göre, ABD ekonomisinin artık kendi ayakları üzerinde durabilecek güce eriştiği, yıllardır uygulanan parasal genişlemenin, artık son bulabileceğinin ilk sinyalleri verildi.

Bu açıklama ile birlikte, yıllardır uygulanan parasal genişlemenin kaymağını yiyen, gelişmekte olan ülkeler, yani bizim ülkemiz gibi ülkeler bu durumdan olumsuz etkilenmeye başladı

Peki her geçen gün zirve tazeleyen dolar neden yükselir ?

1. Bolluğu İyi Değerlendiremedik

Fed’in uyguladığı parasal genişleme sayesinde bir çok ülke, yurt dışından gelen sıcak parayı doğru yerlere yönlendirdi.

Biz ise, bu bolluğu yeterince iyi değerlendiremedik. Bu dönemde ihtiyacımız olan ekonomimize katma değer katabilecek üretim reformlarını yapmaktı fakat yanından bile geçemedik.

Biz ne yaptık, tükettik, gökdelenler inşa ettik fakat üretmedik. Bu yüzden en ufak bir olumsuzluk en çok bizi etkiler oldu.

2. Üretim Yapmadık

Sıcak paranın ülkemize girmesi ile birlikte, Türk lirası değer kazanmıştı ya da en azından eskisi gibi aşırı değer kaybetmiyordu.

Şuan baktığınızda, Türkiye kendisine benzeyen ekonomilere kıyasla dünya içerisinde en kötü performans gösteren ülkeler sınıfına doğru hızlı adımlarla ilerliyor. Türkiye’de ekonomik açıdan  en önemli sorun yapılan üretimin katma değer yaratmaması. Katma değer yaratmayan bir üretimin, gelir yaratması da  haliyle mümkün olmuyor. Bugün yaşanan sorunların temelinde eğitimde yaşanan sorunlar, bu sorunların  yol açtığı katma değeri düşük üretim ve bu üretimin yaratamadığı gelir olduğu söylenebilir.

Şartlar böyleyken, bizim çağa ayak uydurarak teknolojiye yatırım yaparak, yeni ürünler geliştirmemiz gerekiyordu. Böylelikle ihraç ettiğimiz bu teknolojilerden ülkemize döviz girişi sağlayabilecektik. Günümüzde önemi giderek artan, bilişim sektörüne ve teknolojiye yatırımlarımızı yönlendirseydik, eğitim sistemimizi kuvvetlendirebilseydik ya da bilimsel anlamda yenilikler ortaya koyabilseydik en azından durum bizim için daha kontrol edilebilir hale gelebilirdi.

3. Ekonomiyi İyi Yönetemedik

Ekonomi iyi giderken herkes sorumluluğu üstüne alır. Ekonomimizin ne kadar iyi yönetildiğinden bahseder.

Fakat rüzgar tersine esmeye başlar ise, o zaman ortalıkta kimse kalmaz. Belki de suçu birbirine bile atabilirler.

Şuan da olan bu, doların aşırı sert hareketlerine karşı aciz kaldık. Bu yüzden USD/TRY paritesi açısından baktığımızda dolara karşı en çok değer kaybeden para birimleri açısından ilk sıralarda yerimizi aldık.

dolar-tl-grafik

Grafiği incelediğinizde geçen sene aralık ayından bu yana Türk lirasının Dolar karşısında yaklaşık %20 değer kaybettiğini görüyorsunuz.

Gördüğünüz gibi 2013 yılına kadar başarıdan başarıya koşan ekonomimiz, FED’in parasal genişlemeyi azaltması ve faiz arttırma sinyalleri vermesi ile çok zor günler yaşıyor.

4. İstikrarsızlık

Yönetim olarak baktığımızda yıllardır aynı yöneticiler tarafından yönetiliyoruz. Fakat burada esas olan nasıl yönetildiğimiz ?

İstikrar demek sadece var olan düzenin sürmesi değildir. Özellikle ekonomik anlamda istikrarı da sağlamak gerekir. Bunu yaparken, eğitime yeterince önem verilmeli ve aynı zamanda büyümeyi arttıracak radikal adımlar atılmalıdır.

Ekonomik anlamda istikrarı sadece dışarıdan gelecek sıcak paraya bağlar, bu konuda herhangi bir aksiyon almaz isek, doların yükselişini dindirmek çok da kolay olmayacaktır.

5. Diğer Sebepler

Gördüğünüz gibi doların yükselmesi ya da Türk lirasının değer kaybetmesine neden olan bir çok etken mevcuttur.

Yukarıda bahsettiğim etkenlere ek olarak, iç ve dış siyaset ilişkilerimiz, sermayeye verilen güven, yolsuzluk, basın özgürlüğü ve jeopolitik riskleri de göz önüne aldığımızda doların yükselmesi için bir çok sebep ortaya çıkıyor.

Tüm bu sebepleri değerlendirdiğinizde, faizleri yükseltmek bile bazen geçici çözüm olmaktan ileri gidemiyor.

Sonuç olarak;

Var olan iç ve dış ekonomik şartlar göz önünde bulundurulduğunda doların yükselmesini engelleyecek herhangi bir ekonomik politikayı bugüne kadar üretemediğimiz gibi, bundan sorası için de durum üretim açısından pek parlak gözükmüyor. Özellikle FED tarafından yapılan en son açıklamalara göre Aralık ayında faiz arttırımının yakın gözükmesi işleri bizim açımızdan iyice zora sokuyor.

Yorum Yap

Bu Yazıya Siz de Yorumunuzu Katın

Loading Facebook Comments ...